Kendi Lilith’inle Barışmak
Bastırılmış Duyguları Özgür Bırak…
Toplumun bizi „canavar“ gibi göstermeye çalıştığı, „bunu yapma, böyle hissetme, çok ayıp, çok günah“ diyerek bizi hapsettiği o gölge yanlarımızla yüzleşme vakti geldi de geçiyor bile. Peki, içimizdeki o bastırılmış Lilith’in çığlığını nasıl duyacağız ve en önemlisi, bu öfkeyi, bu can acısını nasıl şifaya dönüştürebileceğiz? Gelin, bugün bunu biraz dertleşelim.
Lilith’le barışmanın ilk adımı, içindeki o „vahşi ve öfkeli“ kadını ya da erkeği suçlamayı bırakmaktır. Hayatın boyunca sırf birileri kırılmasın, sırf düzen bozulmasın ya da „kötü insan“ olmayasın diye neleri içine attın? Ne kadar öfkeyi yuttun? İşte Lilith’le barışmak, tam da o yuttuğun öfkenin hakkını teslim etmekle başlar. Kendine şu izni vermelisin: „Evet, canım yandı ve evet, şu an çok öfkeliyim. Bu öfke beni kötü biri yapmaz, bu öfke beni sadece insan yapar ve benim sınırlarımı korur.“ O bastırdığın duyguları bir düşman gibi görmeyi bıraktığında, onların aslında seni korumaya çalışan eski askerlerin olduğunu fark edeceksin.
Peki bu çığlığı nasıl şifaya dönüştüreceğiz? Onu yıkmak için değil, yaratmak için kullanarak. İçindeki o durdurulamaz Lilith enerjisini sanatla, yazarak, üreterek ya da hayatında radikal ama sağlıklı sınırlar çizerek özgür bırakabilirsin. Biri seni manipüle etmeye çalıştığında masaya yumruğunu vurabiliyorsan, sana saygı duyulmayan bir ortamı arkana bile bakmadan terk edebiliyorsan, tebrikler; içindeki Lilith’i şifalandırmış ve onun gücünü eline almışsın demektir. Unutma, cennetten sürülmek bir son değildi; Lilith için kendi krallığını kurmanın ilk adımıydı. Kendi gölgenden korkmayı bıraktığında, asıl şifanın ve o muazzam içsel karizmanın kapısını aralamış olacaksın.
Leave a Reply