Karanlığın Bilgeliği
İçindeki Işığı Bulmak İçin Önce Karanlığa İneceksin
Herkes hep ışığın peşinde, farkında mısın? Herkes hep mutlu, mükemmel ve kusursuz görünmek istiyor. Ama bana inan, ruhun asıl bilgeliği o pırıl pırıl ışıkta değil, köşe bucak kaçtığımız o karanlık odalarda saklı. „Karanlığın Bilgeliği“ dediğim şey; içindeki o öfkeyle, kıskançlıkla, hırslarla, yani toplumun sana „bunu gizle“ dediği tüm o gölge yanlarınla yüzleşebilme cesaretidir.
Astrolojide de böyledir; haritamızın en karanlık noktaları (Plüton gibi, Lilith gibi, akrep temaları veya 8. ev gibi) bize canımızı en çok acıtan yerleri gösterir. Ama ironiye bak ki, bizi küllerimizden yeniden doğuracak o devasa güç de tam olarak oradadır. Biz acıdan, korkudan veya o içsel karanlıktan kaçtıkça, aslında kendi gücümüzden kaçıyoruz. İçindeki o karanlık dehlizlere inip, oradaki canavarların gözünün içine bakmadığın sürece, dışarıdaki hiçbir ışık seni tam anlamıyla aydınlatamaz. Çünkü gerçek bütünlük, sadece „iyi“ taraflarını sevmekle olmaz; o hırçın, o yaralı ve o vahşi karanlığı da kucaklaman gerekir.
Sana tavsiyem, hayatında ne zaman bir kriz anı yaşasan ya da ne zaman içsel bir karanlığa düşsen panikleme. Dur ve kendine sor: „Bu karanlık şu an bana neyi öğretmeye çalışıyor?“ Karanlık bir son değil; aksine, ham madenin elmasa dönüşmesi için gereken o yoğun basınç odasıdır. Unutma, tohum bile toprağın o kapkaranlık bağrına gömülmeden filizlenip çiçeğe duramaz. İçindeki karanlıktan korkmayı bıraktığında, onun seni yok etmek için değil, seni daha güçlü bir sen yapmak için var olduğunu anlayacaksın. Dönüşüm tam olarak burada, karanlığın o derin bilgeliğinde başlıyor.
Leave a Reply