„Lilith’in Çığlığı“
Haritamızdaki Lilith var ya… Aslında toplum bizi „uysal, tatlı ve kabul edilebilir“ biri yapsın diye kendi ellerimizle neleri feda ettiğimizi çat diye yüzümüze vuruyor. Çoğumuz dışlanmaktan, sevilmemekten ya da „kötü/canavar“ ilan edilmekten o kadar çok korkuyoruz ki, içimizden yükselen o isyan çığlığını kendi ellerimizle boğmaya çalışıyoruz. Ama inan bana, içeride bastırdığın her çığlık zamanla seni içten içe eriten bir zehre dönüşüyor.
Lilith’in haritanda durduğu yer, senin aslında en kırılgan, en savunmasız olduğun yer. Ama aynı zamanda manipülasyona uğradığında gözünü karartıp en acımasızca savaştığın o gizli savaş meydanın… İlişkilerinde köleleşmemek için verdiğin o gizli mücadeleler, kariyerinde otoriteye karşı duyduğun o çiğ ve durdurulamaz öfke ya da seni bağlayan ne varsa bir anda koparıp atma arzun… İşte bunların hepsi, içindeki o vahşi uyanış çığlığı.
Ben bu çığlığı yıkıcı bir felaket olarak görmüyorum; aksine, bu ruhunun kendi özgürlüğünü ilan ettiği o muazzam uyanış çağrısı. Kendi karanlığınla, yani içindeki o asıl Lilith ile el sıkışıp onu kabul etmediğin sürece asla tam anlamıyla özgür olamazsın. O yüzden o sesi susturmaya çalışma. Dur ve dinle; o çığlık ne için haykırıyor? Çünkü tam da o sesin içinde, senin kimsenin dokunamayacağı, manipüle edemeyeceği o en saf, en karizmatik ve en güçlü yanın saklı. Sırf kendisi olabilmek için cennetten sürülmeyi göze alanlar, günün sonunda kendi yarattıkları dünyanın tek hakimi olurlar.
Leave a Reply